Site Rengi

DOLAR 8,5295
EURO 10,0725
ALTIN 480,67
BIST 1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Az Bulutlu
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Cts 29°C
Paz 26°C
Pts 31°C
Sal 29°C

Sinemanın İlk Çağlarında Cesur Sinemacılık

Selin Akçal
1994 İstanbul doğumluyum. 10 senedir aktif olarak tiyatro oyunculuğu yapıyorum. Çeşitli fanzinlerde şair ve yazar olarak görev alıyorum. Kocaeli üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümü mezunuyum ve şu an Atatürk Üniversitesinde Reklamcılık bölümünde eğitimime devam etmekteyim.
27.04.2021
A+
A-

Sinema, sadece olağan hayat akışının görüntüleri olmaktan çıkıp hikaye ve aksiyona sahip olunca tam olarak bulunmuştur diyebiliriz. Ancak yansıtılması gereken bazı aksiyonlar vardır ki ne kamera hileleriyle ne de başka herhangi bir yöntemle bu gerçekleştirilemez. Günümüz sinema teknolojisine bakıldığında insan aklının bile sınırlarını zorlayan gerçeklikte olaylar ve görüntüler izleyebiliyoruz. Peki sinemanın ilk döneminde , görsel efekt teknolojisi henüz bulunmamışken bu aksiyon ve gerçek dışı görüntüler nasıl oluşturuluyordu merak ettiniz mi?

Öncelikle bir filmin kurgu aşamasını hayalimizde canlandırabiliriz.

 Günümüzde her şey dijital ortamda işlenmekte ve görüntüler bilgisayar üzerinde, profesyonel kurgu programlarıyla ne dilersek onu yapabilmemiz için bize hizmet etmekte. Ancak bilgisayarların, kurgu programlarının olmadığı dönemlerde bu işlemler tamamen el ile yapılıyordu. Hareketi oluşturan fotoğraf kareleri insanlar tarafından tek tek kesiliyor, sahne devamlılığı, ekleme, çıkarma gibi işlemler fotoğraf filmlerinin ard arda dizilmesi ve yeniden yapıştırılmasıyla oluşuyordu. Kurgu işleminin bu ilkel dönemlerinde filmlerin aksiyonlarının oyuncular ve yönetmen tarafından çekim esnasında gerçekleştirilmesi gerekiyordu. Örneğin Harold Lloyd’un 1923 yapımlı ‘Safety Last’ filminde , oyuncunun bir saat kulesinin tepesinde asılı durduğu ikonikleşmiş sahneyi ele alalım. Arka görüntülerin tamamı gerçek ve Harold Lloyd gerçekten de kulenin tepesinden sarkıyormuş gibi bir görüntü verilmiş. Günümüz teknolojisinde bu film çekilseydi yeşil perde önünde, basit bir dekor ile son derece inandırıcı bir sahne yapılabilirdi ancak o dönemin şartlarıyla dekor, yüksek bir binanın çatısına yerleştirilmiş ve bir perspektif hilesiyle sahne başarıyla çekilmiş.

Aynı zamanda dönemin başarılı aktörlerinden Buster Keaton’ın filmleri de cesur sinemacılığın örneklerindendir.  Buster Keaton hızla giden arabalarda sahne gereği akrobatik hareketler yapmış ve hatta yüksek basınçlı akan bir suyun altına girerek bir kulağında ciddi sağlık problemleri yaşamıştır.

Şimdi günümüz teknolojisinde bakıldığında 30 saniyede bilgisayar başında görsel efektlerle halledilebilecek sahneler, o dönemin imkanlarında sinemacıları, hayal ettikleri sahneler uğruna tehlikeli biçimde cesur olmaya itiyordu.

Şimdi hayal ettiğimiz görselliğe bir tuşa basarak ulaşabiliyor olmak mı sinema sanatı için daha önemli yoksa sınırları ve imkanları zorlayarak gerçekliğe ulaşmış olmak mı?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.