Site Rengi

DOLAR 8,6580
EURO 10,1795
ALTIN 488,66
BIST 1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
26°C
Sağanak Yağışlı
Pts 31°C
Sal 26°C
Çar 23°C
Per 19°C

Sinema Filmlerinin Günümüze Kadar Olan Süreci

Selin Akçal
1994 İstanbul doğumluyum. 10 senedir aktif olarak tiyatro oyunculuğu yapıyorum. Çeşitli fanzinlerde şair ve yazar olarak görev alıyorum. Kocaeli üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümü mezunuyum ve şu an Atatürk Üniversitesinde Reklamcılık bölümünde eğitimime devam etmekteyim.
09.03.2021
A+
A-

Şimdi sinema denince aklımıza gelen hemen hemen aynıdır, yüksek bütçeli, bol efektli, bol mekânlı gişe filmleri ya da bizi derin düşüncelere iten, belli bir kaygı üzerine yoğunlaşan sanat filmleri. İzlediğimiz filmlerle duygulanır, gülümser , korkar ya da heyecan duyarız. Peki senaryosu olmayan, hikayesi olmayan sinema filmlerini hayal edebiliyor musunuz? Sinematografi cihazları ilk keşfedildiğinde ve ilk sinema gösterileri yapıldığında insanlar herhangi bir hikayesi, senaryosu olmayan filmler izliyordu. Bir fabrikanın paydos saatinde kapıdan çıkan işçiler, bir trenin gara girişi, bir annenin bebeğine yemek vermesi gibi günlük hayattan alıntılar yansıtılıyordu perdeye. Çünkü o zaman asıl olan görüntüydü.

Ama insanlar nadiren bu sinema gösterilerini 3 veya 4 defa gelip tekrar seyrediyordu. Sinemacılar elde ettikleri gelirleri kaybetmemek için çareyi daha fazla insana, daha önce sinemaya gelmemiş insanlara ulaşmakta gördü ve böylece gezici sinemalar ortaya çıktı. Filmlerde yine anlatılan bir senaryo yoktu ancak bu sefer ülkenin her yerini gezip her yerde gösteriler yaparak bir süre daha idare edebildiler. Ama bu da bir yere kadar sürebilirdi. Sinemacılar için yeni umut, tiyatroydu. İnsanlar tiyatro severdi, tiyatrolarda bir hikaye anlatılırdı ve sinemanın da bu hikayelerden yararlanma zamanı gelmişti.

Tek mekan, tek plan ve tek kamerayla tiyatro oyunları sinematografi cihazı ile kayıt edildi ve böylelikle günümüz sinema filmlerinin temeli atıldı. Ancak insanlar için sinemayı ve tiyatroyu birbirinden ayıran bir şey gerekiyordu. Aksi takdirde sinema, tiyatronun gölgesinde kalacak ve belki de tamamen silinecekti. Gerekli olan şey tiyatro izleyicisinin oyun oynanırken erişemeyeceği imkanlara, göremeyeceği açılara sinema aracılığıyla bakabilmesiydi. Bunun için birden fazla kameraya ve farklı açılardan çekim yapılmaya geçildi. Tiyatro izleyicisi sahnedeki oyuncunun yüzünü o yakınlıktan görme lüksüne sahip değildi. Ancak sinema, izleyiciye hem bu imkanı sundu hem  de ona o an hangi oyuncuya ya da sahnenin neresine bakması gerektiğini kamera hareketleri ile gösterebiliyordu.

Kamera hareketleri ve senaryo ile sinema kendini tiyatrodan ayırmayı başardı ve zamanla dünyanın en gözde sanat dallarından biri hâline geldi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.