Site Rengi

DOLAR 8,0659
EURO 9,6646
ALTIN 459,31
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Cts 13°C
Paz 16°C
Pts 14°C
Sal 15°C

Kişiliğimizin Kalbimizle Yakın İlişkisi

Kardiyolog Dr. Mehmet Şükrü Efem
1971 Diyarbakır doğumluyum. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra, aynı üniversitesinin Kardiyoloji Bölümünden 2003 yılında Uzmanlığımı aldım. Tekirdağ Devlet Hastanesinde 10 yıl hizmet verdikten sonra şuanda Eyüp Devlet Hastanesinde Kardiyoloji Uzmanı olarak mesleğime devam etmekteyim.

Her duygu durumu değişikliğinde vücudumuzun en kolay hissedilen bölgesi en çok göğüs kafesimizdir ve o kafesteki asıl etkilenen organ kalbimizdir. Endişe, öfke, sevinç, cinsel uyarılar kalp hızı ve kan basıncında belirgin değişikliklere yol açar. Çoğumuz bu duyguları daha çok kalbimizde hissettiğimiz değişikliklerle tanımlarız. Heyecanlandığımızda kalbimizdir koşturmaya başlayan, keyif ve şevk dolu durumlarda yumruklayan göğsümüzü yine o dur, korktuğumuzda duracak gibi olan ve kederlendiğimizde sızısını hissettiğimiz yine kalbimizdir. Pek çok kültürde duygular daha çok kalple tarif edilir; aşkın ve cesaretin kaynağı o dur, ruhun sığınağı yine o dur. Cömert insanlar yüce gönüllü, cimriler ve kötülükleriyle ün salanlar kalpsizdir. İlk aşkımızla buluşmaya giderken seke seke atan kalp, sevdiğimizden ayrıldığımızda kırılandır. Baş sağlığı dilerken üzüntümüzü kalpten sunarız. Duygu değişimleri ve kalp arasındaki ilişki tam anlamıyla iki yönlüdür. Duygusal değişiklikler ve stres kalbi direkt etkileyen faktörlerken artık normal çalışmayan ve yaralanmış bir kalp de ruhsal streslere ve depresyona neden olabilir. Kalp krizi ve felç geçiren hastaların önemli bir kısmında depresyon ve çeşitli duygu durum bozuklukları görülmektedir. Bu sıkı ilişki nedeniyle bilim insanları davranış biçimleri ile kalp hastalıkları arasında ilişkiyi hep dikkatli bir şekilde değerlendirmişlerdir.

A TİPİ DAVRANIŞ BİÇİMİ VE KALP HASTALIKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Hepimizin etrafında, ailemizde, mahallemizde, iş yerimizde mutlaka bu özellikleri taşıyan birileri vardır. Kendilerine bir türlü huzur vermeyen takıntılı derecede mükemmeliyetçiler, her şeyde ve hemen kızılacak bir şeyler bulanlar, işleri planlandığı gibi gitmezse dünyası başına yıkılanlardır… Kalp damar hastalığı olan pek çok kimsede bu özelliklerin bir şekilde bulunduğunu azıcık bir yakınlaşmayla hepimiz kolayca görebiliriz. 1960’lı yıllarda Friedman ve Kosenman tarafından bu özellikleri taşıyan insanlar A Tipi Davranış Biçimi Gösterenler olarak tanımlanmışlardır. Bu kişiler hırstan ibaret gibilerdir, aceleci, öfkeli, kolayca herkese düşman olabilirler. Aşırı derecede yarışmacı bir ruha sahiptirler, başarılı olmak için korkutucu derecede isteklidirler ve kolayca agrasif davranışlar gösterebilirler. Sabır duygusu pek gelişmemiş, takip edilmesi güç bir hayat temposuna sahiptirler ve canları çıkana kadar çalışmayı hırsları uğruna görev bilirler. Buna karşılık B Tipi insanlar ise rahat, sakin daha az agresiftirler ve olumsuzluklarla hemen çökmezler. Bu konu 1970-1980’li yıllarda pek çok kez araştırılmıştır. Tamamen sağlıklı insanlarla yapılan çalışmalarda A Tipi Davranış gösteren insanlarda 5- 8.5 yıl içinde, B Tipi ne göre kalp krizi ve damar hastalıklarına yakalanma oranının belirgin bir şekilde yüksek olduğu saptanmıştır. Yine yapılan başka çalışmalarda öfke veya bastırılmış öfke, düşmanlık, sürekli ve inatçı muhalefet ve güvensizlik ve alaycılık duygularının ağır bastığı A Tipi davranışı olan bireylerde kalp damar hastalıklarının, kalbe bağlı ciddi olayların ve toplamda genel ölüm oranının diğer bireylere göre artmış olduğu gösterilmiştir. Genelde bu tip kişilerde sosyalleşme sorunları, sigara, obezite, alkol gibi faktörler de çoğu kez bir aradadır. Daha sonraki yıllarda John Denollet tarafından tanımlanan D Tipi Kişilik ile kalp damar hastalıklarından erken ölüm arasında da bağlantılar gösterilmiştir. Bu kişiler üzgün, kederli, huzursuz, her şeyde olumsuzluk arayan, asosyal, kendine güvensiz, reddedilme korkulu, umutsuz, hüzünlü kişilerdir. Aynı bilim insanı tek başına ve yıllarca süren kendini kötü hissetmenin de kalp damar hastalıklarına bağlı erken ölüm için bir neden olduğunu savunmuştur. Kendinizi sevin lütfen ve elinizden geldiğince iyi davranın. Not: Bu yazıda Braunwald’ın ‘Kalp Hastalıkları’ kitabı temel kaynak olarak kullanılmıştır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.