Site Rengi

DOLAR 8,4396
EURO 10,0747
ALTIN 492,32
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak
İstanbul
36°C
Sıcak
Paz 35°C
Pts 36°C
Sal 38°C
Çar 37°C

Kazanan Kim?

Selin Akçal
1994 İstanbul doğumluyum. 10 senedir aktif olarak tiyatro oyunculuğu yapıyorum. Çeşitli fanzinlerde şair ve yazar olarak görev alıyorum. Kocaeli üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümü mezunuyum ve şu an Atatürk Üniversitesinde Reklamcılık bölümünde eğitimime devam etmekteyim.
02.02.2021
A+
A-

Daguerre mi? Niepce mi? 

Fotoğrafçılık tarihinin tartışmasız en karmaşık sorusu bu iki isim çevresinde döner. Fotoğrafın keşfi aslen kime aittir? Tarihte ilk fotoğrafı kim çekmiştir?

Çeşitli kaynaklarda bu soruların cevabı her zaman değişiklik gösterir. Resmi otoritelere, Fransız Bilimler Akademisi’ne göre cevap; Louis Daguerre. Ancak çok daha öncesi kaynaklara göre, ne yazık ki temelini oluşturabilmiş ancak son aşamayı tamamlayamamış olan Nicephore Niepce ilk fotoğrafın ve fotoğrafın buluşunun mucidi olarak gösterilir.

Peki, neden kabul edilen net bir görüş yoktur?

Tarihte pek çok kişi yüzeylere iz çıkartma konusunda girişimlerde bulunmuştur ancak hiç biri kalıcı olması konusunda başarılı olamamıştır. Fotoğrafın sırrı; ışığı ve gölgeyi doğru yüzeyde, doğru kimyasalla birleştirmekten geçmektedir. Bu da uzun çabalar ve sonsuz sayılabilecek deneme yanılma yöntemi demek.

İlk olarak güneş ışığının deriyi bir miktar yakmasıyla, derinin üzerinde güneş almayan kısmın bir şekil oluşturabildiği keşfedilmiş. Tabi kendini hızla yenileyen deri üzerinde bu izler kalıcı bir etki göstermiyor. Deri gibi güneş ışığıyla yanabilen bir madde olan gümüş tozlarının kullanılmaya başlanmasıyla, kalıcılık sorunu bir nebze olsun çözülüyor.  Fransız bilim insanı Nicephore Niepce, ressamların silüet çizmek için kullandıkları ‘’Camera Obscura (Karanlık Oda)’’ düzeneğini daha küçük boyutlarda tasarlayıp onu bir kutu haline getirmiş ve görüntünün içeri girmesi için kutunun bir tarafına delik, diğer tarafına ise kurşun-kalay karışımlı özel bir plaka yerleştirmiştir. Niepce evinin üst kat penceresinden, evinin önündeki ahırı fotoğraflamayı başarabilmiştir. Ancak bu fotoğraf, kullanılan maddenin ışık tarafından hemen yakılamadığı için 8 saat pozlama süresi sonunda çekilebiliyor. Fotoğrafa baktığımızda beyaz bir yüzey üzerinde belli belirsiz siyah gölgeler görürüz. Bunun nedeni fotoğrafın pozlandığı 8 saat süresinde güneşin yer değiştirmesi ve nesne gölgelerinin hareketleridir.

Niepce her ne kadar çabalasa da pozlama süresini düşürmek konusunda başarılı olamıyor.

Ancak bir gün Fransız sanatçı Louis Daguerre ile tanışır. Daguerre Paris’in çeşitli yerlerinde, tablolara yerleştirdiği minik renkli ışıklarla gösteri yaparak geçimini kazanmaktadır. Bu gösteri Niepce’nin dikkani çeker ve Daguerre’e fotoğrafla ilgili yaptığı çalışmalardan bahseder ve kısa süre sonra ikili arasında bir ortaklık başlar. Niepce fotoğraf ile ilgili yaptığı tüm çalışmaları, elde ettiği tüm bilgileri Daguerre’e anlatır ve beraber çalışmaya başlarlar. Ancak bu ortaklıktan kısa süre sonra Niepce hayata gözlerini yumar.

Niepce yıllar süren çalışmalarla hangi yüzey ve maddelerin ışığı kaydettiğini, Karanlık Kutunun kullanımını bulmuştur ancak mükemmel görüntü için tek sorun pozlama süresinin uzunluğudur.

Niepce’den edindiği tüm bilgilerle Daguerre kendi buluşlarına devam eder ve fotoğrafın pozlanacağı plakayı cıva buharında tutarak pozlama süresini 8 saatten 4-5 saniyeye düşürür.

İsmini ‘’Dagerreyotipi’’ koyduğu bu buluşunu Fransız Bilimleri Akademisine onaylattıktan sonra resmi kaynaklarda Fotoğrafı ilk bulan ve ilk fotoğrafı çeken kişi olarak tarihe geçer.

Peki, bu tarihin akışını değiştiren buluşun asıl sahibi kimdir? Başlangıçtan itibaren neredeyse tüm aşamalara adını yazdıran Niepce mi? Yoksa ondan aldığı bilgilerle yola çıkmış ve son noktayı koyup tüm sürecin patentini almış olan Daguerre mi? Fransız Bilimleri Akademisi için cevap çok net olsa da, fotoğrafçılık tarihinin asla silinmeyecek ismi Nicephore Niepce’dir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.