Site Rengi

DOLAR 9,7407
EURO 11,3290
ALTIN 563,81
BIST 1.481
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Sal 16°C
Çar 17°C
Per 15°C
Cum 16°C

Kalem İle Kurtarılan Katedral

Selin Akçal
1994 İstanbul doğumluyum. 10 senedir aktif olarak tiyatro oyunculuğu yapıyorum. Çeşitli fanzinlerde şair ve yazar olarak görev alıyorum. Kocaeli üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümü mezunuyum ve şu an Atatürk Üniversitesinde Reklamcılık bölümünde eğitimime devam etmekteyim.
04.05.2021
A+
A-

Geçmiş yazılarımdan birinde sorduğum bir soruyu yinelemek istiyorum ; Sanat toplum için midir, yoksa sanat sanat için midir?

Bizi muallakta bırakan tüm sorulardan uzaklaşalım ve sanat eserlerinin ne denli güçlü olduğundan bahsedelim.  Bir sanat eseri elbette ait olduğu kişiye özgün bir bakış ve ölümsüzlük kazandırır. İnsanlara ise bakış açısı ve medeniyet diyelim. Peki sizce bir sanat eserini başka bir sanat eseri kurtarabilir mi? Onun kaderini belirleyebilir mi ?

Bu sorunun cevabı için önce 1160 yılına dönelim. Piskopos Maurice de Sully, rüyasında Paris’in yeni görkemli katedralini görür ve Paris’e sadece öylesine güzel bir eserin yakışacağına inanarak rüyasında gördüğü katedrali çizmiştir ve katedralin ilk temelleri 1163 yılında atılmıştır. Yapımı senelerce sürse de ortaya çıkan sonuç gerçekten insanları kendine hayran bıraktıracak güzelliktedir. Özellikle de inşa edildiği döneme göre Gotik mimarinin en önemli eserlerinden biridir. Ancak zaman geçtikçe bakımsızlaşır ve eski güzelliğini kaybeder. 12. Yüzyılda inşa edilen Notra Dame katedrali 19. Yüzyıl başlarında Paris şehir planlamacılarının kararıyla yıkılmak üzeredir. Ve bu aşamada ünlü yazar Victor Hugo devreye girer.

Peki ama nasıl? Katedralin önünde elinde pankartlarla eylem yapan bir Victor Hugo hayal etmek eğlenceli olurdu ancak onun kullanabileceği en büyük silahı kalemiydi ve kalemi eline alarak The Huchback Of Notre Dame ( Notre Dame’ın Kamburu) romanını yazmaya başladı. Kitabı bilmeyenler için özetlemek gerekirse Notre Dame kilisesiyle bağlantısı olan karakterlerin arasındaki ilişkiyi ve olayları konu ediyor. Ama Victor Hugo kitapta Notre Dame katedralini sadece dekor olarak kullanmıyor. Hem hikayenin geçtiği dönemin sosyolojik yapısını okuyucuya çok net bir şekilde aktarıyor hem de okuyucuyu katedralin içinde, avlusunda gerçek bir gezintiye çıkarıyor. Okuyucu karakterlerin başına gelenleri okurken aynı zamanda katedraldeki heykelleri, görkemli güllü pencereleri, kocaman zilleri ve kulenin dar merdivenlerini gözünde canlandırabiliyor. Victor Hugo bununla da kalmayıp kitabı iki bölüme ayırıyor. Ana bölüm hikayenin anlatıldığı bölüm, ara bölümler ise Notre Dame katedraliyle ilgili dikkat çekici bilgilerden oluşuyor.

Hem hikaye ve mekan tasarımı, hem de işlenen konunun değeriyle Victor Hugo amacına ulaşıyor ve insanların ilgisini Notre Dame katedrali üzerine çekmeyi başarıyor. Paris şehrinin en meşhur mimari eseri haline gelen katedral insanların akınına uğruyor ve böylece Notre Dame katedrali yıkılmak yerine onarılıyor.

2019 yılında çıkan yangına kadar da hem aktif olarak ibadet amaçlı kullanılmaya devam ediyor hem de turist ziyaretlerine açık oluyor.

YORUMLAR

  1. Kaan Orman dedi ki:

    Çok güzel bir sunum.