Site Rengi

DOLAR 9,6090
EURO 11,1880
ALTIN 557,95
BIST 1.489
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Sal 16°C
Çar 17°C
Per 15°C
Cum 16°C

DELHİ’de bir Sih Tapınağı

Zeynep Zuhal Göçmen Bebek
1960 İstanbul doğumluyum. 1978 yılında İstanbul Erkek Lisesi ve sonrasında İstanbul Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi’nden mezun oldum. Yıllarca aktif Diş hekimi olarak çalıştım, mesleğimin yanı sıra Almancadan Türkçe ’ye çevirilerim var. Yoga ile geçen uzunca bir dönemin ardından da yoga terapi eğitimi alarak, yoga hocalığı yapmaya hak kazandım. En büyük keyfim, eşimle birlikte seyahat etmek, değişik kültürlere yapılan yolculukların insanı zenginleştireceğine inananlardanım... “Vakit&nakit&takat” üçlüsü izin verdiği sürece seyahatlerim devam edecek, amacım gezi meraklılarına az da olsa rehber olabilmek.
03.03.2021
A+
A-

Seyahat edilen klasik rotaların dışında Hindistan, son yıllarda en çok merak edilen ülkelerden biri.
Gelenekleri, insanları, mimarisi ve kültürüyle binlerce gezginin seyahat planları arasında yer alan çok renkli bir dünya. Hint kültürü çok tanrılı dinlerle bezeli. Hinduizm, Budizm, Şamanizm, Jainizm, Sihizm gibi dinlerin de doğmuş olduğu yer aynı zamanda. Din, tarihi boyunca ülke kültürünün çok önemli bir parçası olmuş ki, bunlardan biri de Sihizm.
Sihizm, 100 den fazla ülkede yaklaşık 28 milyon mensubu bulunan bir inanç sistemi. İslam’ın bazı kurallarını ve Hinduizm’in de öğretilerini içermekte. Hinduizm’den en büyük farklılığı Sihler’de kast sisteminin olmayışı. Sih inancına mensup kişiler, ‘’Waheguru’’ adını verdikleri tek tanrıya inanıyorlar.


Herkes Waheguru’nun erkek ve kız evlatları, İnsanları hiçbir din ve ayrım gözetmeksizin eşit görüyorlar. Tüm insanların ve yaratıkların haklarını korumak için savaşmak zorunda olduklarına inanan Sihlerin, mücadele etmekle sorumlu oldukları beş kötülük var; ego, öfke, hırs, maddi bağımlılık
ve şehvet. Bu kötülüklerle mücadele için de beş erdemi kullanıyorlar; memnuniyet, hayırseverlik, şefkat, olumlu tutum ve tevazu. Bu dine inananlar saç ve sakallarını kesmiyorlar. Sakallarını örüyorlar,
saçlarını da özel sarıklar içinde saklıyorlar (çok renkli ve güzel sarıkları var). Ayrıca kemerlerinde tören hançerleri taşıyorlar (düşmana karşı hazırlıklı olmak adına askeri bir gelenek imiş). Kutsal kitaplarında
yazmadığından, saçlarını kesen, tıraş olan Sihler de varmış ama onları Hindistan’da görmeniz pek mümkün olmazmış.


Ülkede yaygın olan Sih tapınaklarından en güzellerinden biri de yolumuzun üzeri Delhi kentindeki Gurudwara Sih Tapınağı. Oldukça büyük bir bahçe içerisinde, altın kubbesi ve binayı çevreleyen havuzu ile en mistik, en etkileyici yerlerden biri. İçeride sürekli ilahiler okunuyor. Tapınağa girmeden önce uyulması gereken bazı kurallar var. Mesela; yalınayak girmek zorundasınız ve ayakkabılar emanete teslim edilmek zorunda. Çıplak ayakla bir süre yürüdükten sonra, tapınağın girişinde devamlı su akıntısı olan bir yerden geçerken ayakların ister istemez yıkanıp
temizleneceğine inanıyorlar (çıkışta ayak tabanlarımızın renginden pek de öyle olmadığını gördük ne yazık ki.) Ayrıca kadın, erkek herkes başını örtmek zorunda. Yanınızda sigara, pipo veya tütün içeren
herhangi bir şey varsa dışarıda bırakılmalı. Gurudwara tapınağı, dünyanın her yerinden gelen insanların ücretsiz barınabilecekleri, her an sıcak
yemek bulup karınlarını doyurabilecekleri çok ilginç bir yer. Kollektif bilinçleri gelişmiş, inanılmaz bir dayanışma içerisindeler. Tüm masraflar, Sihlerin kazançlarının en az %10 unu verdikleri bir bağış
sistemi ve yardımlaşma yoluyla karşılanıyormuş. İçeride, sırt çantalarının üzerinde dinlenenler, uyku tulumlarının içinde uyuyanlar ilgimizi çekse de, esas görülmesi gereken yer mutfak. Her gelene her an
yetecek kadar yemek var. Her şey gönüllüler tarafından yapılıyor. Yemeklerin hazırlanması, bulaşıkların yıkanması, tapınağın temizlenmesi ve daha birçok iş hep yardımlaşma ile. Gruplar halinde; çuvallarla patates soyan, soğan doğrayan, sebze ayıklayan, devasa kazanlarda çorba
karıştıran, hamur yoğuran, dünyanın dört bir yanından gelmiş, keyifle yardımlaşmaya katılan güzel gönüllü insanlar…

Ben fotoğraf ve video çekme peşindeyken, eşim onlara katılıp, ekmek hamurları hazırlayıp fırına vermelerine yardım etti. Tabii ki o sıcacık ekmeklerinden hepimize ikramda bulundular. Bu mutfakta hazırlanan yemeklerin tümü yer sofralarında sunulmakta, her şey belli bir
düzen içinde sessizce, el birliğiyle, inanılmaz bir huzur içinde yürütülüyor.
Yabancılardan asla esirgemedikleri misafirperverlikleriyle Sihler ve orada çalışan o güzel gönüllü insanlar, yıllarca gözümden, gönlümden gitmeyecekler arasında çoktan yerlerini aldılar…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.