Site Rengi

DOLAR 8,0395
EURO 9,6208
ALTIN 455,79
BIST 1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Cts 13°C
Paz 16°C
Pts 14°C
Sal 15°C

Centilmenlik Ruhunun Yok Oluşu

Nagehan Ertörer
1969 İstanbul doğumluyum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden İktisat bölümünden sonra Marmara Çağdaş Bilimler Vakfı (Lassalle & Main Uviversity- Pre MBA Degr.) eğitimi aldım. İş hayatıyla beraber 2016 yılından itibaren kurumsal danışmanlık alanında üretim ve hizmet sektörlerine yönelik olarak mentorluk ve eğitimler vermekteyim. 16 yıldır Sinirbilim, nörobilim ve mental gelişim üzerine araştırmalarımı sürdürüyorum. ICF (USA) ve AC (UK) Akreditasyonlu Uluslararası profesyonel koçluk ve uzmanlık eğitimlerini tamamladım ve ICF-ACC ünvanlı eğitmen, danışman ve mental koç olarak çalışmaktayım. Türkiye’de ilk defa ICF Akreditasyonuna ve Uluslararası sertifikasyona sahip “Atletik Performans koçluğu” eğitimini yazdım. Halen çeşitli branşlardan sporculara mental performans danışmanlığı yapmaktayım. Basılmış Kitaplarım; Hayatın Yol Haritası 2013 Sporcunun Mental Gelişim Yolculuğu 2020
29.03.2021
A+
A-

Sporun kötü karakteri futbol ise esas oğlan, esas kız neredeler?

Holiganizm deyince aklımıza futbol geliyor öyle değil mi? Özellikle İngiliz holiganizmi diye bir olgu da var zihnimizde. Bir dönemin uluslararası futbol maçlarında yaşanan kötü olaylar, saldırgan ve ırkçı hareketler, ölümler, yaralanmalar ve daha pek çok şey yüzünden Futbol, sporun kötü karakteri olarak öne çıktı. Öte yandan basketbol ve voleybol deyince de aklımıza başroldeki esas oğlan ve esas kız geliyor sanki. Sosyolojik açıdan siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fair Play ruhu denen kavramı yaşatmak neden bu kadar zor? Pandemi sebebiyle gidilemeyen stadyumlar, kahvehaneler, salonlar artık boş ama içimizdeki canavar bir yere kaybolmadı. Evde maç izleyen üst komşunun kendisini kaybedercesine verdiği tepkileri duyunca; “bu ev haliyse, stadyumda kim bilir ne hale gelir?” diye düşünüyorum. Ne oldu insanlığımıza, hep mi böyleydik? Neden basketbol maçları da aynı bağlılıkla takip edilmez? Neden futbol taraftarı ile basketbol taraftarı arasında belirgin farklar var? Özellikle Açık tribünde maç izleyen taraftar neden hiç basketbol maçına gitmemiştir?

Hiç istemesek de burada bariz bir ayrım çıkıyor önümüze. Basketbol, voleybol gibi maçlarda da istenmeyen olaylar oluyor elbet ancak futbol istatistiklerinin yakınından bile geçmiyor rakamlar. Sporu bütün olarak ele aldığımda, işin içinde büyük transfer ücretleri, büyük bonservisler, hızlı gelen şöhret gibi sebepler ile yakın ilişkisi var “oyuncu ve seyircinin”, diye düşünüyorum.

Zorluklardan, yokluklardan gelen sporcunun başarısı karşısında, aynı zorlukları yaşayan taraftarın, o sporcu üzerinden kendini tatmin etmesi… Zorluklar içindeki gencin hayallerini bir sporcu üzerinden yaşatması… Eğitim alma şansı olmayan bir gencin hızlıca zengin olma hayali… – İyi de şiddete yatkın, saldırgan davranışlar ile bu duygu ve düşüncelerin ne alakası var? Sokaklar ile alakası var!!!

Sokakta oynanabilen bir oyun ile salonda öğrenilen bir oyun arasındaki fark ile başlıyor her şey. Yeteneğini sokakta kendi başına fark eden veya oynarken arkadaşları tarafından yetenekli görülen bir çocuğun futbolu bir yaşam biçimine dönüştürmesi ile bir antrenör gözetiminde kuralları ve teknikleri öğrenerek spor yapan bir çocuğun farkı… Ve bu çocukları yetiştiren ebeveynlerin farkındalığı… Bir tarafta çocuğunun elinden tutup onu bir spor okuluna yazdıran aile, diğer tarafta yaşıtlarıyla sokakta top peşinde koşan ve ancak yetenekli olduğunu düşünürse spor okuluna yazdıran aile…

Sosyolojik bakış açısı önemli de daha da önemlisi kültürel bakış açısı bence. Centilmenlik dediğimiz fair play ruhunu ortaya çıkaracak olan değerler kültürü konuşulmalı sporda. Ne yazık ki hiçbir TV kanalı spor yayınlarında sporda değerler kültürü konulu programlar yapmıyor. (Bir iki holiganizm vakası sonrası kısaca konuşulup geçilir) Eğitim sistemimizde spor ve beden eğitimi adıyla bir zamanlar var olan ve maalesef artık müfredata girmeyen derslerin de içeriği hiçbir zaman değerler kültürü olmamıştır zaten. Ebeveynlere iş düşüyor; maalesef birkaç nesli kaybettik, yeni nesli kurtaralım bari diyen kaç kişiyiz?

Haydi şu “Değerler Kültürü” yaratma meselesinin peşine düşelim!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.